MİLLETİN BİRLİĞİNDEN YANA İDİ

'Dik duran, doğruları söyleyen ve düz yürüyen'' örnek şahsiyet oldu.

MİLLETİN BİRLİĞİNDEN YANA İDİ
  MUHSİN BAŞKAN'IN ÖLÜMÜNÜN 4. YILDÖNÜMÜ

           Yüce yaratıcımızın verdiği ve emanet ettiği canı  "...Ondan geldik ve O'na döneceğiz." şiarı ve imanı ile yaşadı.''Dik duran, doğruları söyleyen ve düz yürüyen'' örnek şahsiyet oldu. Rehberi her zaman Hz. Muhammed Mustafa (sav) olan, sahabe duruşlu ve milletin gönlündeki başkan rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu ve diğer şehitlerimizi, şahadetlerinin 4. Yıldönümünde rahmetle ve minnetle anıyorum.

           Çiftçi bir ailenin çocuğu olarak,14 yaşında başladığı hayat mücadelesinde, Türk-İslam coğrafyasına önder olacak, kapitalist ve emperyalist küresel güçlere karşı dur diyecek,güçlü bir Türkiye mücadelesini,şahadet şerbetini içtiği 25 Mart 2009 yılına kadar,41 yıl süresince inandığı değerler ölçüsünde sürdürdü.Bu mücadelesinde sonunda ölüm bile olsa taviz vermedi.Bu duruşun bedelini şehadet şerbetini içerek ödedi.

                             Ben milletim uğruna adamışım kendimi
                             Bir doğrunun imanı bin eğriyi düzeltir
                             Zulüm Azrail olsa hep Hakk'ı tutacağım
                             Mukaddes davalarda ölüm bile güzeldir.(A.Karakoç)

        12 Eylül 1980 darbesi sonrası, beş yılı hücrede olmak üzere toplam yedi buçuk yıl kaldığı cezaevinden suçsuz bulunarak tahliye edildi. Onca gördüğü işkence ve sıkıntılara rağmen kendi ifadesiyle'' ne kaderime küstüm, ne de  devletime küstüm'' diyecek kadar da, alicenaptı.

                 MİLLETİN BİRLİĞİNDEN YANA İDİ...

           Bir sözünde ''Davamız milletimizi tasada ve kıvançta birlik yapmaktır. Kürt-Türkmen, Alevi ve Sünni ayrımı olmadan, zengin-fakir ayrıcalığı görülmeden imtiyazsız, sınıfsız, kaynaşmış bir Türkiye istiyorum.'' diyerek birlik ve beraberliğin önemini vurguluyordu. Abdurrahim Karakoç'un şu mısraları sanki onun duygularına tercüman oluyordu.

 

                               Birleşin ey! Yolları Kur-an'da birleşenler

                               Birleşin, itikatta, imanda birleşenler

                               Ayrılık yakışmıyor, bölünmek günah size

                               Birleşin ey! Secde-i Rahman'da birleşenler

 

        HER ZAMAN MİLLETİNİN VE MAZLUMLARIN YANINDA YER ALDI...

     ''Can taşıma liyakatini, canların canı uğrunda can vermeyi cana minnet sayacak kadar gözü kara ve o nispette strateji ve taktik sahibi, gerçek adaleti bu inanışta ve halis hürriyeti hakka kölelikte bulan, dininin, dilinin, beyninin, ilminin, ırzının, evinin, kininin, öcünün davacısı'' olduğu kadar,28 Şubat sürecinde göstermiş olduğu tavrı da takdire şayan idi.''Namlusunu milletine çevirmiş tankı selamlamam ve alkışlamam!'' diyerek, milletinin yanında yer almıştı.

            REFAH-YOL hükümetine destek vereceği zaman gelen tehtidlere karşıda:Bana bakın, benim adım Muhsin Yazıcıoğlu bana tehdit ve baskı sökmez. Bizim Allah'tan başka kimseden korkumuz yok. Biz milli iradeyi temsil ediyoruz ve ne olursa olsun demokrasinin arkasında durmaya ve demokrasiyi savunmaya devam edeceğiz” diyordu.

           Türkiye'mizde baskı rejimi kurmak isteyenlere ise,Türkiye İran olmaz,Cezayir olmaz ama Suriye rejimi olmasına da biz müsade etmeyiz” sözü ile Türkiye'mizin kaosa gitmesine müsaade etmeyeceğini de açıkça vurgulamıştı.

                                    HAYALLERİ VARDI...

           '' Değerli arkadaşlarım bir hayalim var.Bütün vatandaşlarımızın, ayyıldızlı bayrağın altında şerefle yaşadığı bir Türkiye hayal ediyorum...

              Bir hayalim var. Başını örtenle, başını açanın aynı üniversitede yasaksız, kavgasız kardeşçe yaşadığı bir ülke hayal ediyorum...

            Bir hayalim var.Kürt-Türkmen, Alevi-Sünni ayrımı olmadan, zengin-fakir ayrıcalığı görülmeden imtiyazsız, sınıfsız, kaynaşmış bir Türkiye istiyorum.

            Kısacası; Adriyatik`ten, Çin Seddi`ne kadar kaynaşmış, güçlü bir Türk dünyası hayal ediyorum.

          Bürüksel yollarında ömrünü tüketen değil,Imf kapılarında sürünen değil,Avrupa'nın önünde diz çöktürülmüş bir Türkiye değil,Türk dünyasıyla buluşmuş,Türk-İslam dünyasına önderlik yapan büyük bir Türkiye hayal ediyorum.''

          ''Eller silah değil kalem tutmalı,bir elinde Kur-an,bir elinde bilgisayar olan '' ilim ve irfan sahibi bir gençliği hayal ediyordu.

         BU ELLER İHANETE ORTAK OLMADI...

           9 Kasım 2008 tarihindeki 7. olağan parti kongresindeki konuşmasında ise,Cenabı Allah'tan ve milletimizden,başka hiç kimseden icazet almadığını açıkça söylüyordu.

        ''Çocuklarınızın süt parasından kestiğiniz helal kazançlarınızla geldiniz.Milletimiz için fedakarlık yapmaya değil,feda olmaya var mısınız ! Ben tertemiz ellerimi size uzatıyorum.Bu eller kire bulaşmadı,bu eller ihanete ortak olmadı,bu eller tertemiz bir mazinin hatıralarıyla dolu bir kuşağın,bugüne uzattığı ve kutlu bir geleceğe birlikte yürümek için,akitleşmek isteyenlerin elidir dedim,elimi size uzattım,tuttunuz...Tutun dedim tuttunuz ve hoş geldiniz.Bu yola çıkarken birlikte karar verdik,sözleştik ve birbirimize söz verdik.Bu yola çıkarken,içerde ve dışarda hiç bir derin güçten icazet ve destek almadım.Ne içerde,ne dışarda arkamda hiç kimse olmadı.Hiçbir derin güçle yan yana gelmedim.Sağım,solum,arkam,önüm,işte benim,işte benim işte buradayım! Milli tarihimiz,milli ve manevi değerlerimizden beslenen Anadolu'nun hormonsuz ve naturel bir hareketi olarak,Büyük Birlik Partisi bu ülkede yaşayan

insanlarımıza siz her şeye layıksınız,siz her şeyin en güzeline layıksınız diyerek yola çıktı.Halka hizmet etmenin en önemli aracı olan siyaset Büyük Birlik Partisi için kesinlikle bir meslek algısı değildir.İlkemiz önce Türkiye,öncü Türkiye ilkesidir.Bizim vizyonumuz itaat eden,devleti ve siyaseti uydulaştırılmış,ekonomisi boyunduruk altına alınmış bir ülke vizyonu değildir.Bizim vizyonumuz,tam bağımsız ve güçlü bir Türkiye ülküsüdür.'' diyerek siyasetin meslek algısı olarak yapılmayacağını çok güzel izah ediyordu.

        Bizlere ise başka bir konuşmasında "Eğilirsem düzeltin, düzelemeyecek kadar eğilirsem beni terk edin ve hak yolda, taviz vermeden devam edin. Ben düzelir kalkar ve takatim yeterse sizin peşinize düşerim. Takatim yetmezse de orda kalır ve ruhumu teslim ederim. Ama siz fert fert cemiyet cemiyet yolunuza devam edin" diyerek dostlarına,şahsına değil  inandığımız değerlere hizmet etmemizi istiyordu.

    EY SONSUZLUĞUN SAHİBİ SANA ULAŞMAK İSTİYORUM...

       Şahadetinden 6 gün önce 19 Mart  Karaman konuşması hayat çizgisini ve Rabbine olan teslimiyetini özetlemişti: ''Şimdi bakın,yoldan geldik,yola gideceğiz.Hiçbirimizin garantisi yok.Şurada ayakta duranın da,oturanın da garantisi yok.Ruh bir saniyeliktir.Püf dedim mi gitti.Bunun da nerede geleceği,nasıl geleceği,ne şekilde yakalayacağı belli değil.Bir saniyesine bile hakim olamadığınız,hükmedemediğiniz bir hayat için,bir dünya için,bu kadar fırıldak olmanın anlamı yoktur.Düz yaşayacağız,düz duracağız,düz yürüyeceğiz! Dik duracağız,doğru gideceğiz! Allah'ın izniyle hayatım boyunca hep böyle gittim.Allah'ın izniyle olursak da milletle,olmasak da milletle olacağız.Yarın ahirette  Allah bize niye iktidar olmadınız diye sormayacak.Sorarsa da  vermediler deriz'' diyerek sanki şahadeti malum olmuştu.Ruhun şad,komşun peygamber efendimiz olsun.Yokluğun çok zor geliyor bizlere milletin Muhsin başkanı,Muhsin abisi,koca reisi.Yarabbi ! Sen Muhsin başkana,şehit arkadaşlarına,kutsal vatan toprağı ve inandığı değerler uğurda canlarını verenlere rahmetin'le muamele eyle.

                                                                        GÖKHAN KOÇAK

Güncelleme Tarihi: 25 Mart 2013, 14:53
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER